|
TEMEL HEDEF
1- Kişinin günlük hayat kalitesini bozmadan kıl dönmesi probleminden kurtulmasını sağlamak.
2- Nüksü (tekrarı) ortadan kaldırmak.
POLİFENOL KIL DÖNMESİ PROBLEMİNİ NASIL ÇÖZER?
Kıl dönmesi olan biri polifenol kullanımı ile iki kademede problemden (pilonidal sinüs) kurtulabilir:
1- Mikroorganizmanın yok ediliş kademesi:
* Polifenol‘ün anti-oksidant olarak oksijeni pasifize etmesi.
* Bakterinin polifenol etkisi ile fogasitoza uğraması.
2- Hasarlanmış deri dokusunun polifenol ile onarılması kademesi:
* Polifenol'ün fibrin oluşumunu desteklemesi.
* Polifenol'ün kollajen sentezini desteklemesi.
* Yaranın iyileşmesi.
Polifenol, epitel dokunun etrafını kuşatarak, apseyi kapsayarak ve folikülün içini doldurarak bakterilerin atmosfer ile olan temasını kesmektedir. Ayrıca, polifenoller mikroorganizmaların kandaki ve ortamdaki oksijeni kullanmasını da engellemektedir. Mikropun hücre duvarını eriterek sitoplazmasının bertarafını sağlamaktadır.

Folikül içinde popülasyonunu genişletmeye çalışan bakterilerin faaliyetlerine son vermektedir. Diğer bir değişle, polifenoller güçlü anti-oksidant (9) olmaları sebebi ile mikroorganizmadaki oksijeni pasifize etmektedir.
Çeşitli maddeler, hücresel ürünler, bu arada bakteriler ve bunların parçalanma ürünleri fagositleri çekici etki yapan kemotaktik (fagositoz yapacak hücrenin olay bölgesine doğru hareket etmesi) maddeler salmaktadırlar. Polifenoller, kemotaktik madde uyarısı yaptırarak fagositlere ameboid hareket yeteneği (amip gibi sert bir desteğe dayanarak) kazandırmakta, o bölgeye doğru fagositleri toplanmaya başlamaktadır.
Aynı zamanda polifenoller bakterinin fagositlere yapışmasını sağlamaktadır. Fagositleri de uyaran polifenoller zarın kolayca açılmasını da tetiklemektedir.Bakterinin, fagosit hücreye yapıştığı yerde, önce bir çukurlaşma olmaktadır. Protoplazma akarak, bakteriyi çevreleyen uzantılar çıkarmakta ve bakteri hücre içinde bir kesecik (fagozom) içinde kalmaktadır.
Fagosit sitoplazmasında, içinde hidrolitik (eritici) enzimler bulunan ve lizozom denen [özellikle gram pozitif bakterilerin hücre duvarındaki murein (peptidoglikan katmanı- suda erimeyen, gözenekli, çapraz bağlı bir polimer) maddesini parçalayarak, ölümlerine neden olan bir enzim] çok sayıda granül bulunmaktadır. Polifenoller enzimlerin etkisini arttırmaktadır (1). Yutma olayından bir süre sonra lizozomlar, fagozoma yapışmakta ve birleşerek fagolizozom'ları oluşturmaktadır. Böylece lizozomal enzimler bakterileri adeta sindirerek öldürmektedir (7).
Histopatolojik (zarara uğramış dokudaki mikroskobik anatomik değişikliklerin incelenmesi) çalışmalar göstermiştir ki doğal olarak meydana gelen polifenoller, timüs bezini (tiroit bezinin altında göğüs boşluğunda ve soluk borusunun önünde bulunur. Doğumdan öncesi ile hemen sonrası lenfosit meydana getirerek vücudu enfeksiyonlardan korur) uyararak morfolojik (yapısal) değişikliğe sebebiyet verebilmektedirler (5).
Hemostaz (kan kaybının önlenmesi ve kanamanın durdurulması) üzerine polifenollerin etkileri çalışılmıştır. Polifenollerin 100-300 mg/kg ca doz seviyesinde kanama zamanı, pıhtılaşma zamanı, thrombin (fibrinojeni fibrine çevirerek kanın pıhtılaşmasını kolaylaştıran kandaki plasma proteini) zamanı, prothrombin (kan pıhtılaşma etmenlerinden biri- sentezlenmesi için K vitamini gereklidir) zamanı, kaolin-kefalin (fosfolipidlerin bir grubu) zamanı, euglobulin erime zamanı (fibrinolitik sistemin hareketinin ölçülmesi), fibrinojen (kan pıhtılaşma mekanizmasının en son basamağını yapan protein) konsantrasyonu, platelet (pıhtılaşmaya yardımcı olan kan elemanı, trombosit) sayımı veya ADP (adonisin difosfat)- trombosit kümeleşmesi üzerine etkileri tespit edilmiştir (3).
Normal folikül, kılın içeri girmesi ile (veya başka bir görüşe göre doğuştan kaynaklanan bir problemden dolayı) bir süre sonra enfeksiyona uğramaktadır. Bu durumda kırmızı kan hücreleri, beyaz kan hücreleri (PMN), platelet ve plazma proteinleri düzenli olarak yaradan dışarı sızması artmaktadır.
Polifenol uygulanması ile granülositlerin (sitoplazmada granüllere sahip olan beyaz kan hücrelerinin herhangi bir grubu) fagositsel (organik yahut inorganik maddeleri alıp sindirebilen beyaz kan hücresi) ve bakteriyolojik hareketleri uyarılmıştır (1).
Polifenollerin sitokin (haberci maddeler olarak işlev gören ve hücreler arası iletişimden sorumlu olan doku hormonları) üretimini uyardığı belirlenmiştir. Ayrıca, sitokine ilaveten, interferonları (biyolojik olarak vücudun enfeksiyonlara ve hastalıklara doğal savunmasını geliştiren maddeler) ve tümör nekroz faktörünü (yara iyileştirme faktörü, TNF-alfa) uyardıkları tespit edilmiştir (4). Böylece polifenollerin etkisi ile fibrin (karaciğerde üretilen ve kanın pıhtılaşmasına yarayan lifli glikoprotein) üretimi artmakta ve faktör VIII (fibrin kararlaştırıcı faktör) ile çapraz bağı hızlanmaktadır. Sonuçta “pıhtılaşma” süratle gerçekleşmektedir.
Platelet (pıhtılaşmaya yardımcı olan kan elemanı, trombosit) birçok faktörü açığa çıkarmaktadır. Bu faktörler, platelet türevli büyüme faktörü (PDGF) ve dönüştürücü büyüme faktörü (TGF-beta), yaradaki polimorf nüveli nötrofillere (PMN) hücum ederek iltihaplanmanın başlangıcını haber vermektedirler.

Bir süre sonra, polifenollerin de etkisi ile makrofajlar (kanda ve bağışıklık sisteminde bulunan, dolaşım sistemindeki yabancı maddeleri fagositoz ile sindiren savunma hücreleri) iltihaplanma hücrelerinin prensibi olarak PMN’ler ile yer değiştirmektedir. PMN ve makrofajlar birlikte yaradaki enkazı kaldırmaya başlamakta, büyüme faktörlerini serbest bırakmakta ve ekstraselüler matrisi (ESM-kalp ve damarların hem yapılanmasında hem de görev yapmalarında önemli rol oynayan fibroblast hücreleri tarafından sentezlenen makro moleküller) tekrar organize etmeye başlamaktadır.
 İyileşme dönemi fibroblastların oluşumu ile başlamaktadır. Polifenollerin fibroblastdaki (kollojen sağlayan başlangıç hücreleri) ani sapmaların (aberration) artmasına sebebiyet vermemiştir (2). Polifenolik bileşikler, kollajen biopolimerleri ile reaksiyona girmektedirler. Kollajen proteini liflerinin kimyasal ve mekanik mukavemeti polifenolik maddelerce arttırılmıştır. Liflerin bu mukavemetlerinin artması ve olgunluğunun gelişmesi, polifenollü maddelerin kollajen lifleri ile H-bağı ve kovalent bağı yapmalarına bağlıdır (10). Ayrıca polifenollerin deri altından verilmesinin biyo-elverişliliği oldukça yüksek olmuştur. Dermisten (cilde elastikliğini veren lifli ve iyice damarlaşmış bir doku) içeri girdikleri ve daha sonra da deri içinde bir hazne oluşturdukları tespit edilmiştir (6). Fibroblastlar kollajeni sentezlemeye başlayacak olan iyileştirme faktörleri ile hasarlı bölgeye destek olmaktadır.
 Sonuçta, iltihaplanmaya veya enfeksiyonlara sebebiyet veren durumları bertaraf eden maddelerin (anti-inflammatory) özelliğini gösteren polifenoller kollajen sentezinin tamamlanması ile kıl dönmesinin oluşturduğu yarayı tamamen iyileştirmiştir.
|